Uyan Ey Tirebolu..!


 Tirebolu’da son günlerde sessiz-sedasız yeni bir TERSANE olayının tezgahlandığını müşehade etmekteyiz. Üstelik bu tezgah Tirebolu için Tersaneden çok daha zararlı, çok daha tehlikeli olabilecek cinsten. Daha doğrusu, apaçık çevre katliamı..!

Hatırlayacaksınız, geçen yıl Balıkçı Barınağının mendirek tarafındaki beton platforma garip bir gemi yanaşmıştı. Bu geminin personeline sormuştum o zaman, “Bu gemi buraya neden yanaştı?” diye. Aldığım yanıt aynen şöyleydi: “Biz bu gemiye Harşıt Vadisinden getireceğimiz kum, çakıl, hatta taşları yükleyerek Gürcistan’ın Batum kentine götüreceğiz. Bu malzemeleri orada liman inşaatında kullanacağız.” Sağolsun sayın belediye başkanımız Burhan Takır o zaman buna karşı çıktı, gemi ve römorkları bir gece geldikleri gibi gittiler.

Tersane olayı ne idi? İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren bir gemi yapım firması yetkilisi yanına konuyla ilgili Göreleli bir üst düzey bürokratı da alarak Doğu Karadeniz sahilinde TERSANE yapabilecekleri yer arıyorlardı. Tirebolu’ya gelip o zaman henüz tamamlanmamış olan Balıkçı Barınağını görünce, Arşimet’in hamam kurmasında üstten baskı yaptığı halde hamam tasının batmayışına neden olan suyun kaldırma gücünü keşfedince, “EVREKA EVRAKA”  diye bağırarak, çırılçıplak hamamdan dışarı fırlaması gibi, bunlar da “BULDUK BULDUK”  diye sevinçten iki metre havaya fırlamışlardı. Ama onların unuttuğu bir şey vardı, o da bu şehrin adının “TİREBOLU” olmasıydı… Onlar, 3-5 kişiye iş sahası açılacak  safsatasıyla Tirebolu’nun bağrına “ O PASLI ÇİVİNİN” çakılmasına, bu şehrin izin vermeyeceğini hiç hesaba katmamışlardı.  Ve o zat-ı muhteremler Tirebolu’da belki de Karadeniz sahilinin en güçlü direnişiyle karşılaştılar ve sonuçta da “PES” ettiler ve buradan çekip gittiler...!

Uzun yıllar süren çalışmalar sonunda Sağlamlar isimli Trabzon kökenli firma Tirebolu’ya Karadeniz sahilinin en büyük Balıkçı Barınağını yaptı. Firma bu inşaata başladığı zaman yine aynı şeyler söylenmişti. “Tirebolu’ya liman yapılıyor, inşaat yıllar sürecek. Tirebolu’nun iş bulamayan garibanları bu inşaatta çalışacak, karınları doyacak” denmişti. Barınağın yapımı yıllar sürdü, Tirebolu’dan kaç kişi bu inşaatta çalıştı? Yıllarca bu barınağın inşaatına kamyonlar Domaçlı’dan, Çavuşlu’dan ve başka yerlerden tahkimat taşları taşıdılar. Bundan kaç Tirebolu kamyoncusu yararlandı? Çarşı Mahallesi yıllarca bu kamyonların tozunu yuttu, gürültüsünü çekti. Ve sonunda barınak yapıldı, bitti. Sağlamlar firması kamyonunu, işçisini, hatta mazotunu da Trabzon’dan tankerlerle getirerek şantiyelerde kullandı. Ancak, günü birlik yiyeceklerini Tirebolu’dan karşıladılar. Tam yirmi yıl Tirebolu bu çileyi çekti..!

Bütün bunları neden yazdım? Eğer merak edip okuma zahmetine katlanırsanız, esas anlatmak istediğim konuya geleceğim. Evet, Tirebolu’da yeni bir oyun tezgahlanıyor. Bakın nasıl? Harşıt Vadisinde ilk çakıl ocağı sayın Atilla Taştemel’in belediye başkanı seçilmesinden evvel, yanılmıyorsam 1980 yılında Akçaabatlı bir firma tarafından açılmıştı. O zaman bu ocak tekti. Şimdi Kuşkaya’dan hemen hemen Eymür’e kadar belki  10’dan fazla ocak var. Bu ocaklar 30 yıldır Harşıt Vadisini sömürüyorlar. Bu vadinin çakılı, kumu Espiye-Trabzon sahil yolunun inşaatında kullanıldı. Kaba bir hesapla 30 yılda Harşıt’tan elde edilen çakıl ve kumla 50 bin nüfuslu bir şehri inşa edebilirmişiz. Eskiden Harşıt Köprüsünün altından akan dere özellikle yaz aylarında7-8 metre genişlikte, 30-40 santim derinlikte akardı. Pantolonumun paçalarını dizimin üstüne kadar toplar, ıslanmadan derenin öbür yakasına becerdim. Şimdi köprünün altından sahile kadar koca bir göl oluşmuş. Acaba neden? Bu gidişle oluşan bu göl herhalde Kuşkaya’ya varacak..!


  • PAYLAŞ