TİREBOLU BU MU?

Tirebolu’da son dönemlerde göreve gelen Belediye Başkanlarının yaptıkları ve yapamadıkları çalışmaları irdelemek istiyoruz...

Bu sene Tirebolu’da en uzun yaz tatilimi geçirdim. Belki farkındasınız epey zamandır Tirebolu hakkında pek bir şeyler yazmıyordum. Yazmıyordum ama içim içime de sığmıyordu. Neden mi? Nedeni bir hayli çoktu. Çünkü Tirebolu halkı başarılı TERSANE savaşından sonra kabuğuna çekilmiş, bir de İletişim Fakültesi’nin kurulmasında Sayın Prof. Dr. Taner Karahasanoğlu’nun, o zamanki Belediye Başkanı Sayın Burhan Takır’ın, Sayın Şaban Aydın Arslan ve daha birçok Tirebolu severlerin büyük özveri ve gayreti ile Giresun Üniversitesi İletişim Fakültesi ilçemizde eğitime başlamıştır. Peki sonra ne olmuştur? İşte burada duruyorum.
Sayın Burhan Takır’ın Belediye Başkan seçilmesi, Tirebolu’nun burjuva kalıntıları tarafından yadırganmış ve özellikle tahsili olmadığı gerekçesiyle başarılı olamayacağı ileri sürülmüş idi. Kanımca Sayın Takır bu şekilde düşünenleri yanıltmış ve Tirebolu’nun çalışkan ve başarılı belediye başkanlarından biri, hatta belki de birincisi olmuştu. Gerçi tersane olayında, şimdiki bazı siyasilerimiz gibi onu da aldatmışlar ve tersane yapılması için gayret göstermişti! 
Çarşı Mahallesi’nde zamanın Belediye Başkanı Sayın Emin Seyisoğlu tarafından deniz doldurularak yol yapılan, üzerinde haftada bir gün pazar kurulan, daha sonraki Belediye Başkanı Atilla Taştemel’in başlattığı Balıkçı Barınağı inşaatına tahkimat materyali taşıyan kamyonlara yol olarak görev yapan bir mezbeleliyi, tam 47 yıl sonra, hem tozuyla, gürültüsü ile, çevreyi rahatsız etmeyecek ve hem de göze hoş gelecek şekilde projelendirdi, bu projeyi gerçekleştirdi ve halkın yararlanmasını sağladı.
Burhan Takır, AKP iktidarına muhalif bir partiden belediye başkanı olmasına karşın, Tirebolu’nun yıllar yılı çözülemeyen en önemli sorununun, yani şehir içi kanalizasyon işaatını ihale etti, büyük bölümünü de gerçekleştirdi. 
Amacım, burada Sayın Takır’ın propagandasını yapmak değil. Kanımca benim Barabut Koyu konusunda Sayın Takır ile nasıl mücadele ettiğimi, Barabut Koyu’nun doldurulmasını nasıl engellediğimi Tirebolu’da çok kişi bilir. Gerçi bu mücadeleye ben, Sayın Yaşar Yanıkömeroğlu’nun zamanında başlamıştım. Bu konuda Tirebolu Çevre ve Turizm Derneği’nin o tarihteki yönetimine, gayretlerinden ve bana vermiş oldukları destekten dolayı minnet duygularımı ilk günkü tazeliği ile muhafaza ediyor ve bu vesile ile onlara bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.
Ne demiş atalarımız: “Yiğidi öldür, hakkını yeme”. Sayın Takır dönemini burada kapatıyor, bugüne geliyorum. 
Bu yaz yaklaşık 5 ay Tirebolu’da kaldım. Son mahalli seçimlerde, yıllar sonra Tirebolu’ya muhafazakar ve dindar bir isim Sayın Abdullah Karapıçak başkan seçilmişti. Hem de diğer iki adayın aldığı oy toplamından daha fazla oy vermişti Tirebolu halkı ona. Seçimden bu yana, her Tirebolu’ya gelişimde bir değişiklik, bir yenilik aradım ve ilk defa bu sene beğendiğim ve taktir ettiğim güzel bir şey gördüm. Körliman’a eski hapishane binasının arsasına yapılan Adliye Sarayı. Gördüğüm kadarı ile Adliye Sarayı tamamlanmıştı, ama adliye henüz taşınmamıştı. Doğrusu merak ettim, acaba neden taşınamadı, acaba büyük saraylar gibi kaçak mı diye düşündüm ama, bu olası değildi. Bilmiyorum benden sonra taşındı mı? İnsanın aklına kötü şeyler de gelmiyor değil. Bir zamanlar Tirebolu’dan adliye kaldırılacak, Tirebolu; ya Görele’ye, ya da Espiye’ye bağlanacak söylentileri vardı. Acaba bu rivayetler hala gündemde de, bu nedenle mi adliye yeni sarayına taşınamıyor?
Sayın başkana özellikle şunu sormak istiyorum. Yukarıda sözünü ettiğim kanalizasyonun Sayın Takır zamanında büyük kısmı tamamlanmış, sanki başka yer yokmuş gibi, tarihi kalemizin karşısına, yani birinci dereceden SİT alanının çok yakınına, ayrıca Tirebolu’nun yetiştirdiği tarihi üç büyük şahsiyetin büst rölyeflerinin bulunduğu pramitin olduğu parka, pompaj istasyonu da kurumuş bu da o zaman tamamlanmıştı.
Sorum şu, “NE OLDU BU KANALİZASYON MESELESİ, NEDEN HALA TÜM TİREBOLU’NUN BOKU BARABUT’TAN DENİZE AKIYOR?”
Sayın başkan, Tirebolu’da iken internetten hastane randevusu almak için google’a girdim. Görele Devlet Hastanesi (xxxxx) yani beş yıldız, Espiye Devlet Hastanesi (xxxx), Tirebolu Devlet Hastanesi yıldızsız. Biliyor musun sayın başkan 1872 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesinde Görele için ne yazıyor? TİREBOLUYA MÜLHAK GÖRELE NAHİYESİ diye yazıyor. Yani 1872 tarihinde kadar Görele, 1957 yılına kadar Espiye, Tirebolu’nun bucakları idi. Ben ilkokulda okurken Tirebolu, Ünya’den sonra 4500 – 5000 nüfusla Doğu Karadeniz’in ikinci büyük kazası idi. Tirebolu’da Devlet Hastanesi faaliyete geçtiği zaman Giresun’un hiçbir ilçesinde hastane yoktu. Sayın başkan, bu yazdıklarım için kesinlikle seni suçlamıyorum. Bugün bir Görele Hastanesinde en az 10’dan fazla ayrı dallarda uzman doktor ve klinik varsa, bu durum Espiye’de de Görele’ye yakın ise, Tirebolu’da ise hala bir Kardiyaloji, hala bir Çocuk Hastalıkları Kliniği (vs. diğerleri) yoksa; her şeyden evvel bu, konuşurken mangalda kül bırakmayan, ama iş icraata gelince (tersane konusu hariç) elini taşın altına sokmayan Tirebolu halkının suçu. Ancak iktidar partili bir belediye başkanı olarak bu konulardan senin bir gayret sarf ettiğini söyleyen kimseye rastlamadım ben bu güne kadar.
Tirebolu’nun tarihi kışla binasına açılan lise de senin zamanında kapısına kilit vurulduğu gerçeğine de dokunmadan geçemeyeceğim. Ancak, söylendiğine göre son zamanlarda Tirebolu’da çok aktif olan inşaat sektörü hayli ilgini çekmekte imiş. Tirebolu’nun batı tarafında Beygir Kumu, mezarlık yanı ve Kilise Burnu yakınlarındaki inşaatlarla yakından ilgilendiğin halk tarafından söylenmekte.

BAŞARILARININ(!) DEVAMI DİLEĞİ İLE SAYIN BAŞKAN..!


  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 149