• Ana Sayfa
  • »
  • İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA GÖNDERDİĞİM YAZI

İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA GÖNDERDİĞİM YAZI


 Yazıp yazmamak konusunda uzun zaman düşündüm ve sonunda yazmaya karar verdim. Yazdım ve İçişleri Bakanlığına da gönderdim. Şimdi merakla yanıt bekliyorum. 

Yanılmıyorsam 14.10.2012 tarihinde İstanbul’da,  Kazasker ile Kadıköy arasında toplu taşıt aracı bir minibüste cüzdanımı kaybettim. Cüzdanımla birlikte T.C. Nüfus Hüviyet Cüzdanım ve Sürücü Belgem de kayboldu. Evren Paşa yasalarının gereği olarak bu belgeleri kaybettiğimi emniyet teşkilatına bildirmek zorunda idim. Bunun için evime en yakın olan bir polis merkezine gittim. Ne için geldiğimi anlattım. Aldığım yanıt, “Yanlış gelmişsin amca, burası Emniyet Amirliği değil, bunun için Emniyet Amirliğine baş vuracaksın” şeklinde oldu.

Minibüs caddesi üzerinde, Sahrayı Cedit semtinde Kadıköy Emniyet Müdürlüğü binası var. Kadıköy’deki tüm emniyet amirlikleri bu müdürlüğe bağlı olduğuna, emniyet amirliklerinin tüm işlemleri sonunda burada toplanacağına göre buraya da başvurabileceğimi düşünerek kapıdan içeri girdim. Oradan aldığım yanıt da aynı oldu: “Göztepe Emniyet Amirliğine git.” İster istemez ben de öyle yaptım. Göztepe Emniyet Amirliğinde bana bir belge verdiler. Başlığında“İSTEK BELGESİ” yazıyordu. Altındaki kaşede ise, T.C. KADIKÖY KAYMAKAMLIĞI İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ GÖZTEPE MERKEZ KARAKOLU” yazılı idi. Belgede “Nüfuz Cüzdanımın ve Sürücü Belgemin kaybolduğuna dair beyanımın kayıp eşya defterinin 579 sırasına kaydedildiği” yazılıyordu. (Tarih 15.10.2012 saat 14.18)    

17.10.2012 tarihinde Kadıköy İlçe Nüfus Müdürlüğüne gittim. Nüfus Cüzdanımı  kaybettiğimi ve yenisini çıkarmak istediğimi beyan ettim. İşlemler hiç beklemediğim bir hızla gerçekleşti. İnanın hayret ettim. Saat 16.45 civarında görevli memure elime bir “TAHAKKUK BELGESİ”verdi ve “GİT BUNU MAL MÜDÜRLÜĞÜNE YATIR VE ALINDI BELGESİNİN ASLINI BANA GETİR” dedi. Saat 17.05’de Mal Müdürlüğüne vasıl oldum. “Kasa kapandı yarın gel” dediler. Mesai 18.00’de bitiyormuş ama vezneler 17.00 kapanıyormuş. Ancak Mal Müdürlüğündeki görevli  “BU PARA NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNDE DE TAHSİL EDİLEBİLİRDİ” dedi. Ertesi gün 54.75 TL tutarındaki parayı Mal Müdürlüğü veznesine yatırdım,  alındı belgesinin aslını da Nüfus Müdürlüğündeki bayan görevliye takdim ettim  (Tarih 18.10.2012, alındı belgesi sıra no: 0249423) ve belgenin bir fotokopisini istedim.GİT KARŞI BAKKALDA FOTOKOPİ ÇEKTİR”  talimatıyla karşılaştım ve tabii ki yerine de getirdim. 

Sayın yetkili, (Aslında içimden SAYIN BAKAN diye yazmak geliyor ama, böyle bir yazının SAYIN BAKAN’a ulaşmayacağından %100 emin olduğum için yazmıyorum.)  Bilgisayarda bir tuş tıklama ile anında dünyanın öbür ucuna ulaşıldığı bir çağda, yukarıda yazdıklarım vatandaşa eziyet, vatandaşa zulüm değil midir? Mal Müdürlüğündeki memurun da dediği gibi, eğer ben bu parayı Nüfus Müdürlüğünde de ödeyebiliyor idiysem ki, bu bilgisayar çağında bunun kesinlikle olması gerekir. O torunum yaşındaki katibe hanımın bana “Bu parayı git Mal Müdürlüğüne yatır ve alındı belgesinin aslını da bana getir”  şeklinde emir vermesi nezaketsizlikten, hatta saygısızlıktan da öte bir davranış değil midir?        

Türkiye’de genelde vatandaşların devlet dairelerinde bu tip olaylarla, bunun gibi işlemlerle karşılaşması, her zaman olduğu gibi bugün de olağan karşılanıyor. Ancak soruyorum size, “BU BİR BÜROKRAT VESAYETİ” değil midir?

Yıllar önce yanılmıyorsam Sayın İmren Aykut Çevre Bakanı iken, yine böyle bir bürokrat zulmüne karşı kendisine yazdığım şikayet yazısında aynen şunları dile getirmiştim: “EY MEMURİN MUHAKEMAT KANUNU, SENİ 1913 YILINDA GEÇİCİ OLARAK ÇIKARAN KİŞİ PADİŞAH DA OLSA, SADRAZAM DA OLSA, VEZİR DE OLSA, ELİMDEN GELSE MEZARINDAN ÇIKARIR, İSKELETİN ASAR, SONRA TEPESİ ÜSTÜNE TEKRAR MEZARINA GÖMERDİM.” Gerçi 1913 yılında çıkarılan “Memurin Muhakemat Kanunu” artık yok ama, onun getirdiği “BÜROKRAT VESAYETİ”  aynen devam ediyor. 
Yanılmıyorsam bir süre önce Sayın Başbakan, “Devlet personeline dokunulmazlık sağlayan kanunun yeniden düzenleneceğini ve memurların görevine son verilmesinin kolaylaştırılacağını”söylemişti.  Ben 77 yaşındayım. Hayatımda hiçbir zaman bir sağ partiye oy vermedim. Eğer Sayın Başbakan bu kanunu çıkarır, bürokrat vesayetinden Türkiye’yi kurtarırsa, “HEM VALLAHİ VE BİLLAHİ VE DE TALLAHİ oyumu AKP’ye vereceğim.”

LAYIK OLANLARA SAYGILARIMLA...


  • PAYLAŞ