İŞTE BÖYLE MEHMET EFENDİ

Tirebolu halkı dört gözle Kozbaşı semtindeki yeni yüksek okulunu bekliyor...

Tirebolu’nun Kozbaşı semtine yapılan yeni okul binasını bir yere oturtamadık. Fısıltı haberleri ağızdan ağıza dolaşıp duruyor. Konu hakkında çeşit çeşit söylentiler var. Bu söylentilerin tümü orta eğitim okulları için... Bence bizim isteklerimize ve görüşlerimize hitap etmekten çok çok uzak...

Neden diyeceksiniz? İster ilköğretim olsun, ister orta öğreti olsun; her ikisi de okula bağlı öğrencilerden meydana gelmektedir. Yani sabahleyin belli bir saat okula gelir, belli bir süre eğitim yapılır, saat 3-3,5’ta herkes dağılır, okul çevresinde kimsecikler bulunmaz. Yarın yine tekrarlanan eğitim tarzı Cumartesine kadar gider, 2 gün tatil Pazartesi okul tekrar açılır. Yine aynı süreç devam eder gider. Bu, monoton bir eğitim tarzıdır.  Bu eğitim tarzının çevremize vereceği fırsatlar ve faaliyetler de monotondur.

Biz bu konuda şöyle düşünüyoruz: Burası yüksek okul olursa, okulda bazı nedenlerle öğrenci her saatte bulunur. Okulun eğitim tarzından ileri gelen bir çalışma şeklidir. Bazen ara sınavlar olur, kurslar olur, bazı hocaların ek ders programları olur. Vizeler veya finaller olur. Hoıcalar ara değerlendirmesi yapar, zayıf öğrencilerine başarı sınavı yapar veya bazı derslerde yardımcı olur. Ara sıra okulun sosyal faaliyet çalışmaları olur. Dışarı çıkmak istemeyen öğrenciler kantinde arkadaşlarıyla oturmayı tercih eder gibi, daha nice çalışmalar...

Velhasıl okulun içinde ve dışında 40 veya 50 öğrenci bulunur. Zaman içinde  dışarı çıkarlar etrafta gezinirler. Bazı ihtiyaçlarını çevreden temin etme cihetine giderler. Kısacası; Kozbaşında okulun çevresinde her saat 40 veya 50 öğrenci hareket halinde olur, bu hal de çevremize bir canlılık verir. Bu durumu gören veya haber alan arkadaşları da okul çevresine gelerek öğrenci toplamını 60 ve 70’lere çıkarırlar.

Bu güzel değil mi? Belli statülü okula veripte çevreyi tenhalaştırmaktan, yüksek okula veripte  muhite her saat ve her dakika insan kalabalığı oluşturmak daha iyi olmaz mı?

Bütün bunların yanı sıra, orada okuyan öğrencilerin dönem başı ve dönem sonlarında velilerinin gelişleri, dışardan arkadaşlarının gelişleri mevcut  kalabalığa da ekstra katkıda bulunacaktır.

Ne yapalım, insan görmek için hepimiz İstanbul’a mı gidelim? Hep beraber İstanbul’a gitsek, orası da bizleri almaz. Son 10 yıldır köylerimizde kimse kalmadı. Köylerimizde ikişer, üçer, hatta dörder kat yapılmış binalar var; ama içerlerinde kimsecikler yok!  Ağustos ayında kimi 15-20 günlüğüne, kimi bir aylığına gelip, tekrar oturdukları İstanbul’a veya Bursa’ya dönecekler. Biz, burada yine yalnız kalacağız. Hiç olmazsa, yurdumuzun çeşitli bölgelerinden gelen yüksek okul öğrencileriyle baş başa oluruz.

Pek muhterem yetkililer bu hastalığımıza ilaç bulsalar, ne kadar iyi olurdu...Bu şifa dağıtıcıları; valimiz, kaymakamımız, belediye başkanımız, okuluymuzu finanse eden hayırsever abimiz bu işi isterlerse kökünden hallederler.

En derin saygılarımla...


  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1743